24 Ekim 2014 Cuma

GİTMENİN MÜBAH OLDUĞU MEVSİMDEYİZ..

       Gitmek acıdır bence kimse gitmemeli kimseden hiçbiryerden lakin an gelir gitmek gerekir ansızın her yerden.. Sonra neresi gurbet neresi Sıla karışır birbirine lakin herşeye rağmen gitmeli bazen..
  Şimdi memleketine sonbahar mahrurluğu çökmüş sen uzaktan seyrediyorsun öyle mi !!??
Bir sabah ansızın topla bavulunu Düş yollara hesapsız kitapsız ardına bakmadan kaç git bu koca şehirden. Sen buralara ait değilsin buralarda yok olursun kalbin ruhun aklın yara alır bu kurtlar Sofrasında halbuki sen yaylaların dağların insanısın ne işin olur bu beton yığını şehirde..

  Hadi kalk korkma topla herşeyini gidelim, yada hiçbirşey alma dağlarda birşey gerekmez Yüreğini getirsen yeter...


     Şimdi sonbaharın binbir rengi düşmüştür o canım köy yollarına her yerde renk cümbüşü varken sen hala bu ruhsuz Şehirde kalmakta ısrarcısın ya bişey demiyorum artık sana...
      Senin mevsimin sonbaharda o dağlarda olmayacaksan sen sen olmaktan çıkacaksın unutmaa..

15 Kasım 2013 Cuma

                            Kardeşlerimiz veya onun gibi bişey.. :))

Merhabalar..

Uzun süredir nerden başlamalı diye düşünüyorum, bir ışık, özel bir sebep arıyorum başlamak için.
   Bloğu oluşturmadan önce çok düşünmüştüm ve biranda karar verip açtım ama bir türlü yazmak içinden gelmedi ta ki bu akşama kadar.  ( şu kendim için yazıyorum zaten de :) olur ki bir gün merak edilir de okunur ya bilinmez !! ).
   Pek ifade yeteneği yoktur bu konuda fakat kardeşlik üzerine atıp tutmayı düşünüyorum bakalım ne olacak nasıl olacak büyük merakla yazının devamını bekliyorum..
    Aslında anlatmak istediğim kardeşlik biyolojik kardeşlik değil onu anlatma cesaretini bir gün bulabilir miyim bilmiyorum ama bugün kalbi kardeşliği konuşmak istiyorum..
    Dünyanın herhangi bir yerinde size kilometrelerce uzakta veya hemen yanı başınız da varlığına her gün şükrettiğiniz insanlar oldu mu hiç bilmiyorum ? Benim oldu mesela! Sizinde olmuştur elbette.. Herkes buna kendince isim verir kimi 'kardeş' der, kimi 'kardeş gibi' der, kimi 'kardeşden öte' der, vs vs vs.... Ben henüz bir isim bulamadım ama bulurum elbet bir gün acelem yok....
      Benim böyle bir çok kardeşim oldu hepsinin varlığına Elhamdülillah lakın birisi için daha çok şükrettim her zaman.. Neden mi? Bilmiyorum ama anlatmaya çalışayım..
       Hatırladığım kadarıyla  5 yaşlarında filan varım eski evimizde yani amcamın şimdiki evinde mutfak olarak kullanılan giriş kısmındayız vakit akşam ezanı vakitleri...Evde bir telaş var yolculuk hazırlığı yapılıyor annem doğum yapan yengemin yanına gidecek. abilerim öteye beriye koşturuyor, büyük Abi'm bi kağıda bişeyler yazıyor, küçüğü başka bişey yapıyor, komşu abla gelip gidip bişeyler söylüyor, ninem (babaannem) sürekli direktifler veriyor ve ben konuşulanları duydukca  kalbim yerinden çıkacak kadar mutlu bi o kadar şaşkın öteye beriye koşup kâh gerçek dünyada kâh hayal dünyasında uçuyorum..
       Evet diyorlar;  kız doğmuş,sağlıklı imiş, iyiymiş, adı ne olacak?, ne zaman gelecek?, adı Fadime olsun, kime benziyor acaba, gözleri renkli mi., vs vs vs..
       Bütün bunları duydukca kalbim bi başka atıyor işte bana arkadaş kardeş geldi o da benim gibi kız, kimbilir ne çok şey yaşayacağız beraber, acaba çok küçük mü., ne zaman benimle oynamaya başlar, ismi gerçekten ne olur, elleri ne kadar acaba tutsam kırılır mı, sorular sorular sorular.... Sanki o gün bin yıl sürmüş gibi hatırımda...
       Sonrasında nasıl karşılaştık ne oldu hatırlamıyorum ama küçük bir şey daha var sonrasına ait olan. Yengemin odasında beşiğin yanında uyuyan bebeğe 'artık büyü çok geç kaldın seni beklemekten yoruldum hep uyuyorsun zaten'dediğimi, bir de bi gün beşikte uyurken o gün olan kendimce önemli gelişmeleri bebeğe anlattığımı hatırlıyorum, tabi bebeği uyandırdığım için çok kötü azar yemiştim :) [ bu gevezelik doğdum doğalı başıma bela zaten ]
      Aradan uzun yıllar geçti o bebek büyüdü çok şeyler yaşadık gördük kimbilir neler daha göreceğiz... Ben hep o ilk gün gibi sevdim o bebeği, hiçbir zaman gerçekten kızamadım ona neler geçti ömrümüzden ne zor yollar aştık beraber... Kâh üzüldük kâh sevindik, kimi zaman ayrı düştük, yeri geldi birbirimizi unuttuk, yeri geldi kırdık birbirimizi ama hep beraber kaldık zamanla öyle bir hale geldi ki kim nerde başlıyor kim nerde bitiyor şaşırdık..  Birimizin başına gelen ertesi gün diğerinin başına  geldi, aylar sonra bir araya gelip konuştuğumuzda hemen hemen aynı tarihlerde aynı olayları yaşadığımızı farkettiğimiz oldu, birbirimizden habersiz aynı hafta içerisinde saçımızı aynı boy aynı model kestirdiğimizde şoko girdik, filmin aynı sahnesinde kahkahayı basıp aynı sahnede aptal aptal baktığımız oldu, sakarlıklarımız bile aynı oldu son zamanlarda da onları anlatmasam daha iyi olur her bünye kaldıramaz bizi :))...

          Velhasılı kelam hep şükrettim varlığına ve bizim kalbimize sevme sanatını işleyen yüce Yaratana...

         Kardeşlerimiz! biyolojik olmayıp kalbi olan kardeşlerimiz! Iyi ki varlar ve iyi ki onları sevme kabiliyetimiz var....

          Bir insanın yaşayacağı en kötü şey kalbinde sevgiden bir demet olmaması ve sevecek bir kardeşinin olmaması olurdu diye düşünüyorum ki zaten insanlar gerçekten sevmeyi bilselerdi dünyamız bu halde olmazdı....

         Sonuç olarak ilk blog yazımı yazdım berbat olduğuna hiç kuşkum yok o yüzden dönüp okumayacam nasılsa kimsede okumayacak onun rahatlığı ile hemen yayınlıyorum ki zaten okursam silip atarım kesin :)))))

        Bir daha yazar mıyım bilmiyorum ama yazarsam görüşürüz :))

22 Eylül 2013 Pazar

Her akşam aynı senaryo;
Sinek geliyor kafamda vızır vızır dolanıyor elimi atıyorum sinek avucuma hapsoluyor, tam avucumu sıkıp öldürecekken iç ses hemen dile geliyor "Can'ın Sahibi candan haberdar değil mi?" elim gevşiyor tam bırakacakken ikinci iç ses " bırakırsan yine bu akşam rahat yok diyor." elim sıkıca kapanıyor. Bu böyle kimbilir kaç kez devam ediyor ve çoğunlukla birinci iç ses galip geliyor ve sinek özgür kalıyor... Sonra ne mi oluyor? Tabiki sabaha kadar beni doğduğuma pişman ediyor nokta kadar yaratık... :))))

İşte kısaca hayat budur kötülük yapsan için koymaz, iyilik yapsan genellikle bu dünyada başına sıkıntı olur ama elhamdülillah bi umut daha var ki sıratta bide sineklerle uğraşmazsın :))))

21 Eylül 2013 Cumartesi